Sadece yapraklar değil ben de düşerim yolun kenarına her Ekim'de... Bütün nehirler çağlar içimde... Bütün renkler kırmızıya, maviye, sarıya dönüşür sanki... Aşk kapıma düşer her Ekim'de canımı yakarcasına...
Aşktan başka hiçbir şey doyurumaz ruhumu... Kime ve neye olduğunu bilmediğim bir hasret duygusu kaplar içimi ...Şair olmak isterim birinin içini ısıtan bir şiir yazmak için, yazar olmak isterim, hiç görmediğim ve bilmediğim birine gözyaşı döktüren bir büyü bırakmak için...
Bir ruhum, bir kalbim, bir sızım olduğu hep Ekim'de gelir aklıma... İlk Ekim'de düşmüştü içime yangın...Yine Ekim'de sönsün isterim...
Ateş düşecekse içime bir gün, sevda sarıp sarmalayacaksa ruhumu, hapsedecekse beni bilinmez odalara, fırtınalar kopacaksa içimde, deli gibi, sızı gibi, acı gibi, ırmak gibi akacaksa içim çöllere, gözlerimden ateş, yüreğimden kırmızı renkler kopacaksa birgün, hiç bitmeyecek bir hasret yolculuğu başlayacaksa, özlemlerime sarılacaksam eğer yine; Aylardan EKİM olmasını isterim...
EKİM'de terketsin beni en sevdiğim...
Selden gözyaşları içinde bırakıp gidecekse, suskun kalacaksa aylarca yüreğinin şarkısı ve artık bana söylenmeyecekse bütün güzel sözleri... Gözleri o sevgi dolu bakışını bana bırakmayacaksa, bende kalmayacaksa teninin kokusu, beni yakmayacaksa ateş gibi dudakları... Yüreğimi kor gibi dağlayacaksa sözleri, kanayan bir parça koparıp alacaksa içimden, yok olacaksa… Ekimde çıksın karşıma acıtsın canımı, içindeki zehiri akıtsın, yaksın yüreğimi, bütün duvarları siyaha boyayıp kalbi gibi kapkara bir hayat bırakıp bana, çıkıp gitsin... Ama aylardan mutlaka EKİM olsun...
Tohumlarım toprağa EKİM'de karışsın ve EKİM'de çiçek açsın bütün ağaçlarım... Herkesin soluşuna inat ilk baharım olsun benim EKİM...
Ekim'de açtım gözlerimi coşkun sel gibi hayata, yaşadım, yaşatıldım, sevdim, sevildim, özledim, hasret çektim, tohum ektim, ekin biçtim, deli aşkların peşine düştüm, kokuşmuş sevdaların uğrunda sürüklendim, bitmez tükenmez çıkmazlarda dolaşıp çaresini bulamadığım seslerle boğuştum...
Bitecekse bu hazin ruhumun zamana karşı yarışan akışı bir gün, bedenim karışacaksa toprağa, yeşillere, çiçeklere, taşlara... Akacaksa sarı rengi gölgemin yine aylardan EKİM olsun... Taşısın ruhumu sonsuzlara, götürsün beni bilinmez bir ummana... Atsın, yoğursun, yüzüme çarpsın bütün gerçekler kayalıklara vuran dalgalar gibi, sert, acımasız ve ürkütücü..... Ama aylardan mutlaka, hazan mevsiminin nihavent makamında şarkılar söyleyen çocuğu EKİM olsun...
Yarim, aşkım, sevgilim, başlangıcım olduğu gibi, sonsuzluğumda İLLAKİ EKİM olsun...