Hayal edip edip vazgeçtiğim çocuğumsun sen…Beni unuttuğumu sandığım bir yoldan emin adımlarla o eski yere götürensin…Gözlerim ne kadar değişmişse onca yıl, yollar da değişmiş meğer…
Büyük bir oda çizmek istiyorum, kapısı duvardan. Kalabalık bir oda…
İçinde hem annemin hem de annemim on beş yaşındaki halinin olduğu; babamın şarkılar söylediği,fotoğraf çektiği ; ceviz ağacına çıkıp sürekli güldüğümüz için dayaklık olduğumuz kan kardeşimin durmadan güldüğü ; bana elbiseler diken bir annenin tıkır tıkır yürüdüğü ; makyajıma karışan ağabeyimin resimlerimi yaptığı ; şarkısı hiç bitmeyen ; duvarları hiç çatlamayan ; durmadan eteğimi çekiştiren küçük bir kızın Rusça şarkılar söyleyip sessizliği gergin bir umutla bozduğu bir oda…
Bu odada yanımda yıldızlarını üstüme örten sevgiliyle uyuyayım her gece ; gece gündüz …
Oyunlar oynayayım bu odanın penceresinin önünde ; o rengarenk pencere ah…
Alkışlar duyayım durmadan deniz gören denize dökülen odamda…
Çiçekler gelsin pencereme…
Su gibi bir ses dolsun odama içinde yüzeyim , bırakılmaktan korkmadan …
Sesim kısılana kadar konuştuğum teyzelerim dır dır konuşup gülsün ağlasınlar odamda ; annelerinin gençliği de saçlarını örsün en küçüğünün …
Kimse gitmesin , kimse …Gidilecek yerlere yan yana gitsinler , gittikleri yollar aynı yerlere çıksın…
Güneş olsun odada , ay olsun ve deniz…Ve saçlarım sevgilimin bütün özlemlerine uzansın , sımsıkı tutup bırakmasın onu uzaklara…
En saçma şeylere gülen kızlar olsun, şakalaşan erkekler…
Benim kokum taptaze kalsın hep …
Gitmesin kimse …
Çünkü bir kişi bile çıkınca bu odadan çatur çutur çatlamaya başlıyor bu duvarlar , altında kalıyorum: çok korkarım böyle ölmekten…