Gitmeye korktuğun yerdeyim…
Git…
Döndüğünde bulamamaktan korktuğun sesleri bastıran bir şarkı tutturup koyul yoluna…Sen gözlerini, ellerini ayaklarını korkutan zamanın içinden nasıl geçersen geç hiçbir şey şimdiki gibi olmayacak zaten…Dursan da gitsen de; bıraksan da bırakılsan da ;yumruğunu sıkıp elini kanatsan da ; nefesine itmeye çalışsan da , zaman her yerinden geçip geçmişte bırakacak seni… Sana her dokunuşunda yeni bir sen olacaksın …Git…
Gitmeye korkma …Ne yollar senin rüyalarındaki çakıllı sokaklara çıkacak eskisi gibi, ne seni bekleyen gözler bıraktığın yerden bakıyor olacak …Git…
Git , yeni geçmişler yarat kendine…
Kopmayı , yeniden başlamayı öğret ayaklarının altındaki koca koca köklere…Durduğun yere değil hayallerindeki ülkelere sal çatallı köklerini…Bırakıp gitmeyi, dönüp baktığında ağlamamayı öğret soluklarına…
Yanına hiçbir şey almadan git; bırakıyormuş gibi değil , ilk adımını atıyormuş gibi. Gözünün kenarından minik mavi bir yaş aksa da , ayaklarının altından çizgiler çıksa da, arkanda çatlayan yaprakları aratmayacak bir “iç” bıraksan da bırakma kendini, yollar senin…
Dahasını yaşayabilmek için , doyamadığın için el yordamıyla andın bilmediğin bir şeye dokunmaya çalışıyorsun .Gittiğin her yer senin…
Hafife aldığın saklı gücün ,sularına yol açacak ; aka aka döküle döküle gideceksin oraya…
Seni bu odada ; yalnız olduğunu sandığın odada kilitli bırakan geçmişin , snei bırakıp başkalarının şimdisi ve hata geçmişi olmaya başlayalı kaç ağıt geçti…Sen de durup seyrettin ne kadar çıplak kaldığını…Kendine çıplakken bakamayacak kadar tükettin buradaki zamanını…
Git… Gitmek için beni bile beklemeden…
Ben bile gitmiş olacağım belki tadını bilmediğim denizlerden geçe geçe…
Kimi bekliyorsun yanına yoldaş etmeye…
Acıma kendine giderken; sadece git … Gitmeye korktuğun yerde hiç kimsenin görmediği bir sen bekliyor seni, ellenip ayaklanmak için…