Nereye kadar gidebilirim…
Sen beni durdurana kadar yürüyebilirim gizli dünyana giden yollarda.Bütün odalarına girsem de ne kadar bilebilirim seni, ne kadar?
Her kes kendi köşesine,kendi yarattığı köşede sadece kendinin bildiği bir ‘kendiyle’ baş başa …Hakkım var mı dahasını görmek için elimde kocaman bir cam parçasıyla daha derinlere gitmeye çalışmaya…Kim bilir hangi zamanları, kimleri ve neleri göreceğim içine bıraksan beni .Ne sırlarla yaşadın bunca yıl…
Yanımda uyuyan adama bile bakınca göremediğim neler var kim bilir?
Ben, kendimi ne kadar biliyorum,kim bilir?...
Ben bilmiyorum,bilemem…
Bilemeye çalışmak da bütün dengeleri bozacak . Biz bu gizli ağlarla ,örgülerle bağlı duran bir zemin üzerinde yürüyoruz.Elimizde merak bıçaklarıyla sökersek bu sırları , ne üzerinde yürüyeceğimiz bir yol, ne içine sokulup uyuyacağımız bir ağ kalır bize… Duyduğumuz , dokunduğumuz kadarıyla yetinmeli ; söylenenlere inanmalıyız. Diplere doğru gitmeden; gittiğimiz dip bizi içine alıp bir daha bırakmayabilir çünkü…Durdurulduğumuz yerde durmayı , oradan dinlemeyi öğretmemiz lazım kendimize…
Sadece kendime bakarak bütün insanlık tarihin anlayabilirim.Benim ne çok gizemim var dokunulmasını istemediğim; dokunulduğunda patlayıp beni parçalayacak; beni ve yakınımdaki herkesi…
Senin de var;yanındakinin olduğu gibi…Sen ne kadarını bilmeni istiyorsam o kadarını bileceksin, ben de…
Yan yana gelip ,iç içe durup temas edelim birbirimize; dokunduğumuzda patlayacak bombalara basmadan yürüyelim derinlerimize; böylesi daha iyi…