Sen mutluyken kim varsa yanında ona sarıl…Çünkü senin canın yanarken yanında durup sana bakan her kes mutlaka içten içe “iyi ben iyiyim, zavallı” diye geçiriyor içinden. İnanması iğrenç değil mi? Ama gerçek bu, “yazık” demekten tarifi pek de mümkün olmayan bir haz alıyor insanlar.
“Yazık insanlar” diyorum ben onlara. Kendi zavallı hayatlarının acısını çıkarıyorlar; durmadan etraftakilerin yaşantılarını , boşluklarını , insanca zaaflarını eleştirerek . Yakınlarda birinin minik da olsa bir hatasını ya da özlemini , acımasızca yerden yere vurarak eleştirirken ayakları yerden kesiliyor bunların. Hiç ellerini sürmedikleri ve asla süremeyecekleri kendi iç dünyalarının içinden gelen çaresiz bir saldırı bu : “yazık sana ya! Yani senin iyiliğini düşünüyorum; bak akıl vereyim sana : ben olsam şöyle , böyle , ık , mık, cak , cuk…”
Bence günde bir iki dakikamızı ayırıp kimlere acıdığımızı geçirelim aklımızdan: Ya olmaktan korktuğumuz bir duruma acırız ya da zaten içinde hapis kaldığımız bir duruma.
Yani kendimizi çok şey sanmak sadece üstümüze avuç avuç toprak atıp , gömmek olur kendimizi…
Kendimize bir yer tutalım , uçuşmayalım ortalıkta…. Yazık olur biricik hayatlarımıza…